Makale

PEK BİLİNMEYEN BİR TÜRK DEVLETİ: BATI TRAKYA TÜRK DEVLETİ

0

12  Eylül 1913 günü Gümülcine’den ve benliğimize güvenerek bu günden itibaren İslâm’ı, Hıristiyan’ı, Türk’ü, Bulgar” aynı hukuka malik olmak şartıyla Garbi Trakya Hükümet-i Müstakilesini ilân eyliyoruz” deniliyordu. Balkan ateşi, yeni bir Türk devletinin doğuşu ile karşı karşıyaydı. Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarında Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan’a karşı uğradığı ağır yenilgiden sonra bütün Trakya’yı kaybetmiş, Midye-Enez sınır hattına çekilmek zorunda kalmıştı. 30 Mayıs 1913’te imzalanan Londra Antlaşmasıyla Trakya bölgesi büyük ölçüde Bulgaristan’ın eline geçmişti, ama diğer Balkan devletleri Bulgaristan’ın hak ettiğinden daha fazla toprak kazandığına inanıyorlardı. Kısa süre sonra Bulgaristan’a karşı savaşa giriştiler. Fırsatı değerlendiren Osmanlı Devleti 23 Temmuz 1913’te Edirne ve Kırklareli’ni alıp Meriç Irmağı’na dayandı. Büyük Devletler, Osmanlıların bu ilerleyişine ses çıkarmamanın bedeli olarak Meriç ırmağının öte yakasına geçilmemesini tekin ediyorlardı. Bâb-ı Âli de buna uymak niyetindeydi. Ama asıl torun Batı Trakya Türklerinin kaderlerine terk edilmiş olmalarıydı.

 

İttihat ve Terakki’nin en güçlü isimlerinden Yarbay Enver Beyin, Bâb-ı Âli’nin verdiği garantilerin aksine Bulgaristan topraklarına 3000 kişilik bir müfreze birliği göndermesi ise hemen tepki çekti. Ama Yarbay Enver Bey vazgeçmedi. Süleyman Askeri Bey, Reşid Bey, Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil ve Fehmi Beyler gibi yakın arkadaşlarından 16 Subay ve 100 deneyimli askerden oluşan bir birlik oluşturarak Edirne üzerinden gizlice Ortaköy’e gönderdi. Bu birliğin liderliğini Kuşçubaşı Eşref yapıyordu. Bunlar bölgedeki Bulgar çetelerini bertaraf ettikten sonra 13 Ağustos ta Mestanlı’yı, bir gün sonra da Kırcaali’yi ele geçirip burada 600 kişilik bir tabur meydana getirdiler. Bâb-ı Âli’nin daha fazla ilerleme yapılmaması talimatına rağmen Enver Bey bütün Batı Trakya’nın ele geçirilmesini emredip  asker takviyesinde bulundu. Yeni kuvvetlerle 31 Ağustos’ta Gümülcine, 1 Eylül’de İskeçe kurtarıldı. Bu harekâtların Osmanlı Devleti’nin bilgisi dışında geliştiğini göstermek amacıyla Salih Hoca’nın reisliğinde Gümülcine merkezli Garbi Trakya Geçici Hükümeti kuruldu. Böylece Batı Trakya bütünüyle Türklerin kontrolüne geçmiş oldu. Avrupalı devletlerin baskısına ve Osmanlı Devleti’nin geri dönüş çağrısına rağmen Türk subayları 12 Eylül 1913’te Garbi Trakya Müstakil Hükümeti adıyla bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yeni devletin başkenti ise Gümülcine’ydi. Bayrağı ay yıldızlı yeşil, siyah ve beyaz renklerden oluşuyordu. Bağımsızlık marşını ise Süleyman Askeri Bey yazdı. 24000’i bölgeden gelen gönüllülerden oluşan Otuz bin kişilik bir ordu kuruldu. Silahlar ise İstanbul’dan gizlice getiriliyordu. Ayrıca Batı Trakya adıyla bir haber ajansı ve İndepant/Özgürlük adıyla bir de gazete çıkmaya başlandı. Ne var ki Osmanlı Devleti’nin 29 Eylül 1913’te Bulgaristan ile İstanbul Antlaşması’nı imzalayarak Batı Trakya’nın Bulgaristan toprağı olduğunu resmen onaylaması devletin sonunu getirdi. Üstelik Bâb-ı Âli, devletin kurucularına 25 Ekim tarihine kadar bölgeyi boşaltmaları emrini verdi. 25 Ekim 1913’te Batı Trakya Müstakil Hükümeti kendini feshetti. Beş gün sonra ise Bulgar kuvvetleri bölgeye yerleştiler. Gözlerden kaçan tek nokta ise Batı Trakya Türk Devleti’nin ordusuna ait silahların ve cephanenin bir gün yeniden lazım olur ümidiyle saklanmasıydı.

İRAN’DA YAŞAYAN AZERİ TÜRKLERİ

Previous article

Fıkra: Bir Zamanlar

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Makale