Goy Goy

ÜNLÜ YÖNETMENLER HAKKINDA PEK BİLİNMEYENLER

0

ORSON WELLES’İN KİLO PROBLEMLERİ

“Doktorum bana dört kişilik samimi akşam yemeklerini yasakladı” demişti bir keresinde Welles, “eğer masada üç kişi daha yoksa.” “Hâlâ yiyor musunuz?” sorusuna cevabı “Hâlâ açım” olan en önemli kurgusal karakteri Charles Foster Kane gibi Welles de son derece oburdu. Falstaff karakterini oynamak için bile diyete girmeniz gerekiyorsa, artık aşırı kilolu olduğunuza dair hiçbir şüphe kalmamıştır. Welles en kilolu döneminde yaklaşık 180 kiloydu. Eleştirmen Pauline Kael bir keresinde onu “makyaj ve kendi yağıyla kaplı” olarak tarif etmişti. Welles’in tipik akşam yemeği iki parça az pişmiş biftek ve yarım litre İskoç viskisinden oluşuyordu. Gayrı resmi yemekler için Los Angeles’ın ünlü sosisçisi Pink’s’i tercih ediyordu. Merv Griffin’in anlattığına göre Welles bir defasında bir oturuşta on sekiz tane acılı sosis yemişti. Yaşlandıkça hem şişman hem de düztaban biri olarak hareket etme konusunda ciddi sorunlar yaşamaya başladı. Yürüdüğü zaman, sürekli olarak ağır tonajın altında ezilen ayak bileklerinin çığlığı duyulurdu. Hatta ayyuka çıkan bir dedikoduya göre bir kere kendi arabasının içinde sıkışıp kalmış, çıkabilmesi için arabayı keserek açmak zorunda kalmışlardı. Televizyonda hiç gocunmadan neşeli şişman rolünü oynamaya devam etmesine rağmen aslında kilosu hakkında son derece hassastı. Burt Reynolds bir keresinde bir söyleşi programında kilosuyla dalga geçerek onu oldukça üzmüştü. Auteur iri bedenini saklamak için kendine çok sayıda siyah bol gömleklerden oluşan bir gardırop oluşturmuştu. Hayatının sonlarına doğru yağlarını aldırma düşüncesiyle bir plastik cerraha başvurmuştu. Bu tür bir ameliyatın ölümüyle sonuçlanabileceğini duyunca vazgeçti. Onu hem iğrendiren hem de cezbeden diğer bir yöntem de “korkunç vakumlu süpürge” dediği liposakşındı: “Elektrikli süpürgenin düğmesine basıyorsun ve hop, yağlar gidiyor”

AYDAKİ ADAM

Yıllardır, komplo teorisi meraklıları arasında Kubrick’in düzmece olarak kabul edilen aya iniş görüntülerine yapmış olduğu sözde katkılara dar dedikodular dolaşmaktadır. Efsaneye göre 1968 yılının başlarında NASA yetkilileri büyük bir gizlilik içinde Kubrick’e ilk üç ay yolculuğunu “yönetmesi” için oldukça kazançlı bir teklif sunarlar. Yapılan pazarlıklardan sonra Kubrick teklifi kabul eder ve on altı ayını, Huntsville, Alabama’da özel olarak inşa edilmiş ses geçirmez bir stüdyoda, Apollo 11 ve 12’nin aya inişinin her evresini sahnelemekle geçirir. Ortaya çıkan filmle, Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve diğerlerinin ayın yüzeyinde yaptığı muziplikler televizyondan gösterilir ve her gördüğüne inanan Amerikan halkına gerçekmiş gibi sunulur. Yayın Houston’dakı Johnson Uzay Merkezi’nde bulunan Kubrick tarafından, 2001 filmindeki *“İnsanlığın Doğuşu” sahneleri için geliştirdiği önden gösterim metodunun aynısı kullanılarak uzaktan yönetilir. Bu hikâyenin devamına göre, sıra Apollo 13’e geldiğinde, Kubrick yaratıcı farklılıkları gerekçe göstererek çekilir. (Söylentiye göre o, yolculuğun başarısızlıkla sonlanmasını ister, ancak NASA yetkilisi senaryonun bu versiyonunu kabul etmez.) Söylemeye gerek bile yok, eğer doğruysa Kubrick’i tarihin en büyük düzenbazı yapacak olan bu teoriyi destekleyen hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

HASTA RUHLU ŞAKALAR

 

yaptığı eşek şakaları ile nam salmıştı. Özenle planladığı şakalar çoğunlukla içindeki zalimlik damarını açığa vuruyordu. Bir defasında, kızı Patricia’yı bır dönme dolaba bindirdikten sonra, en tepedeyken görevliye dönme dolabı durdurmasını söyleyip onun havada asılı kalmasını sağlamıştır. Bir diğer sefer, 39 Basamak filminin setinde, yıldız oyuncu Robert Donat ve Madeleıne Carroll’u birbirine kelepçelemiş, sonra da anahtarı kaybetmiş numarası yapmıştır. Kim Novak Ölüm Korkusu filminin setinde, soyunma odasına girdiği zaman tuvalet masasının üzerinde sallanan yeni öldürülmüş ve tüyleri yolunmuş bir tavukla karşılaşmıştır. Kadıncağız daha çığlık atma fırsatı bulamadan arkasında beliren Hitchcock bir yandan da delice gülmektedir.

BİR BAŞKADIR DİZİSİ ANLATILDIĞI GİBİ ÇOK MU İYİ?

Previous article

ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZME BAKIŞI NASILDI?

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Goy Goy