Hikaye

YAVUZ SULTAN SELİM’DEN TARİHE GEÇEN KAPAK

0

Bir padişah düşünün kefenini boynunda taşıyan bir cengaver, devlet-i aliyye için kendini siper etmiş. Sekiz yıla seksen yıllık maslahat sığdıran büyük bir padişah düşünün. Osmanlı imparatorluğunda II. Beyazıt’ın oğlu olan I. Selim olarak da bilinen Yavuz Sultan Selim takvim yaprakları 1512 ile 1520 yıllarını gösterirken hüküm sürmüş. Osmanlı imparatorluğunun 9. Padişahı olarak tebasına verdiği önem, ordusuna yaptığı etkili hitap ve devlet-i aliyye-i osmaniyye için verdiği savaşlar ile tarihin tozlu sayfaları arasında değerini yitirmemiş. Yavuz Sultan han cesareti ve azmi ile Osmanlı devletinin en geniş sınırlara ulaşmasını sağlamış. Aynı zamanda sanatsal yönü ile de tebasını fethetmiştir.

Yavuz Sultan Selim Han’ın hüküm sürdüğü yıllarda İran’da tahtta olan Şah İsmail ile aralarında anlaşmazlıklar vardır. Bu anlaşmazlıklar içerisinde İran sultanı Şah İsmail içerisi çeşit çeşit kıymetli mücevherler ile kaplı, değerli taşlarla ve kadife kumaşlar ile çevrili olup o dönemlerde kıymeti oldukça fazla olan birçok şey ile dolu bir sandık göndermiş. Hükümdarın huzurunda sandık ilk açıldığında Yavuz Sultan Selim han ve orada bulunan herkesi şaşkına çevirmiştir. Kısa bir süre sonra açılan sandığın içerisinden yoğun, kötü bir koku yayılmış ve kimse anlam verememiştir. Çok geçmeden sandık kontrol edilmiş ve içerisinde ne olduğu anlaşılmış. Şah İsmail sandığın dibine insan dışkısı koyarak göndermiş, cihan hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han’a hakaret etmiştir.  Yavuz sultan selim o anda yanında bulunan devlet ashablarına  “ Herkes düşünsün, bu edepsizliğe Osmanlı’nın şanına yakışır bir şekilde mukabelede bulunmalıyız.” Diyerek emri vermiş. Çok vakit geçmeden cihan padişahı, cevabı kendisi bulmuş ve  “Şah İsmail’in gönderdiği sandıktan daha ihtişamlısını hazırlatın.” Demiştir. Dış cephesi; Değerli mücevherler, çeşitli değerli taşlar ile süslenirken içerisi ise; kadife kumaşlar, elmaslar, yakutlar ve o dönemin en lezzetli gül kokulu lokumlarından bir kutu ile doldurulup sandık güzelce hazırlanır. Lokum kutusunun altına da kısacık cümleden oluşan bir pusula iliştirilir. Sandık tam anlamı ile hazır olduktan sonra Osmanlı elçisi eşliğinde İran hükümdarı Şah İsmail’e ulaşmak üzere yola çıkar. Ve sandık nihayet Şah İsmail’in huzuruna varır. Sandık, açılır açılmaz etrafa mis gibi gül kokuları yayılır. Mücevherler, kumaşlar gibi sandığın içerisinde bulunan hediyeler tek tek Şah İsmail’e sunulduktan hemen sonra Osmanlı elçisi, Şah İsmail’in tedirgin olmaması için gül lokumlarının tadına önce kendisi bakmış. Daha sonra saygı ve nezaket çerçevesi içerisinde Şah İsmail’e, devlet adamlarına ve orada bulunan herkese İkramda bulunmuş. Şah İsmail başta olmak üzere orada bulunan tüm devlet adamları olan biteni anlayamamış. Osmanlı elçisi akıllardaki bütün soruları gidermek için, lokum kutusunun altında bulunan pusulayı Şah İsmail’e uzatmıştır. Pusulayı okuduktan sonra Şah’ın yüzü düşmüş ve utanç içinde kalmıştır.  Ve o pusulanın içerisinde işte bunlar yazıyormuş; “İsmail, herkes yediğinden ikram eder.”

Salgınlar Hayattan Koparıyor!

Previous article

Kızıl Gezegende Yaşam Muamması

Next article

You may also like

Comments

Comments are closed.

More in Hikaye